İçeriğe atla
👸 Prenses Masalları

Ejderha ve Prenses’in Dostluğu

5 dk okuma 22 Temmuz 2026 Masal Prensesi 🎭 Prenses, Tilki 🎂 6 Yaş 👁 40 okuma
Ejderha ve Prenses’in Dostluğu

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bulutların gölgesinde kurulmuş Gümüştepe Krallığı diye güzel bir ülke varmış. Bu ülkenin halkı mutlu yaşar, tarlalarında çalışır, bayramlarda şarkılar söyler, çocuklar sokaklarda neşeyle oynarmış.

Bu krallıkta Ela adında genç bir prenses yaşarmış.

Prenses Ela yalnızca güzelliğiyle değil, meraklı ve cesur oluşuyla da tanınırmış. Yeni şeyler öğrenmeyi sever, sarayın kütüphanesinde saatler geçirirmiş.

Bir gün krallığa korkutucu bir haber yayılmış.

Uzak dağların ardındaki Kara Zirve’de bir ejderha görülmüş.

Köylüler korkuyla konuşmaya başlamış.

— Ejderha geri dönmüş!

— Kesin hazinelerimizi çalacak!

— Belki de köyleri yakacak!

Kral hemen şövalyelerini toplamış.

— Ejderhayı bulup uzaklaştırın! demiş.

Şövalyeler yola çıkmış.

Fakat günler geçmiş, geri dönen olmamış.

Prenses Ela bu duruma üzülmüş.

Çünkü hiç kimse ejderhayla konuşmayı denememişti.

Herkes onun kötü olduğunu varsayıyormuş.

Bir gece gizlice saraydan çıkmış.

Küçük bir çantasını hazırlamış ve Kara Zirve’ye doğru yürümeye başlamış.

Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş.

Sonunda dağın eteğine ulaşmış.

Yukarı tırmandıkça hava serinlemiş.

Rüzgâr uğuldamaya başlamış.

Derken büyük bir mağaranın önüne gelmiş.

İçeriden hafif bir ışık sızıyormuş.

Prenses cesaretini toplamış.

— Merhaba! diye seslenmiş.

Bir anda yer hafifçe titremiş.

Mağaranın içinden devasa bir ejderha çıkmış.

Pulları zümrüt gibi yeşilmiş.

Kanatları kocamanmış.

Gözleri altın gibi parlıyormuş.

Ela korkmuş ama kaçmamış.

Ejderha şaşkınlıkla ona bakmış.

— İnsanlar genellikle beni görünce kaçıyor, demiş.

— Ben konuşmak için geldim, demiş Ela.

Ejderha ilk kez gülümsemiş.

— Ne ilginç bir prensesmişsin.

Prenses dikkatlice yaklaşmış.

— Herkes senden korkuyor. Gerçekten kötü biri misin?

Ejderha derin bir nefes almış.

— Hayır. Benim adım Alevkan. Uzun yıllardır bu dağda yalnız yaşıyorum. İnsanlardan uzak durmaya çalışıyorum.

— Peki neden seni gördüklerini söylüyorlar?

— Çünkü son günlerde geceleri dağdan aşağı iniyorum.

— Neden?

Ejderhanın yüzü üzülmüş.

— Çünkü yavru ejderham kayboldu.

Prenses şaşkınlıkla gözlerini açmış.

— Bir yavrun mu var?

— Evet. Fırtınalı bir gecede mağaradan çıktı ve geri dönmedi.

Ela’nın kalbi yumuşamış.

Demek ki ejderha köylülerin düşündüğü gibi kötü değilmiş.

Sadece yavrusunu arayan bir babaymış.

— Sana yardım edeceğim, demiş.

Ertesi sabah birlikte aramaya başlamışlar.

Vadileri dolaşmışlar.

Ormanları geçmişler.

Nehir kenarlarını kontrol etmişler.

Ama yavruyu bulamamışlar.

Tam umutlarını kaybetmeye başladıkları sırada uzaktan ince bir ses duyulmuş.

— Yardım edin!

Ses eski bir kule tarafından geliyormuş.

Koşarak oraya gitmişler.

Kulenin altında küçük bir ejderha sıkışmış.

Kanatlarından biri taşların arasına takılmış.

Yavru korkudan ağlıyormuş.

Alevkan hemen yanına gitmiş.

Ama taşlar çok ağırmış.

Prenses de yardım etmiş.

Birlikte çalışmışlar.

Saatler süren uğraşın ardından taşları kaldırmayı başarmışlar.

Yavru ejderha özgürlüğüne kavuşmuş.

Babasıyla sevinç içinde sarılmış.

Alevkan’ın gözleri mutluluktan dolmuş.

— Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum, demiş.

Prenses gülümsemiş.

— Bazen birini anlamak, ona karşı savaşmaktan daha değerlidir.

Ejderha başını sallamış.

— Haklısın.

Birkaç gün sonra Prenses Ela ve Alevkan birlikte krallığa gitmişler.

İnsanlar önce çok korkmuş.

Fakat prenses olanları anlatmış.

Yavru ejderhayı göstermiş.

Köylüler gerçeği öğrenince şaşırmışlar.

Yıllardır korktukları ejderha aslında yardım bekleyen yalnız bir dostmuş.

O günden sonra ejderhalar ve insanlar arasında dostluk başlamış.

Alevkan zaman zaman köylülere yardım etmiş.

Kurak günlerde bulutları dağıtmış.

Fırtınalarda kaybolan yolcuları bulmuş.

İnsanlar da ejderhalara saygı göstermiş.

Prenses Ela ise önemli bir ders öğrenmiş.

Her duyulan hikâye doğru olmayabilirmiş.

Birini tanımadan yargılamak, çoğu zaman gerçeği görmeyi engellermiş.

Yıllar boyunca Gümüştepe Krallığı’nda bu dostluk anlatılmış.

Çocuklar büyüdükçe Ejderha Alevkan ile Prenses Ela’nın hikâyesini dinlemişler.

Ve herkes şu sözü hatırlamış:

“Önyargı korku doğurur, anlayış ise dostluk.”

Gökten üç altın pul düşmüş; biri başkalarını anlamaya çalışanlara, biri cesurca iyilik yapanlara, biri de dostluğun gücüne inananlara.

Kıssadan hisse: Birini dış görünüşüne veya hakkında duyduklarımıza göre yargılamamalıyız. Gerçekleri öğrenmek ve empati kurmak, dostluğun kapılarını açar.