Uyumak İstemeyen Minik Kirpi Puki
Geceyi hiç kaçırmak istemeyen Puki, uykunun ertesi günkü maceraların gizli hazırlığı olduğunu keşfeder.
Puki, ormanın yosun kokulu evlerinden birinde yaşayan minik bir kirpiydi. Yeni şeyler görmeyi çok severdi. Bir kelebek farklı uçsa, bir yaprak ters dönse ya da uzaktan garip bir kuş sesi gelse hemen merak ederdi.
Bu yüzden akşam olduğunda yatağa gitmek ona hiç cazip gelmezdi. Annesi her gece “Puki, dikenlerini yastığa bırakma zamanı,” derdi. Puki ise mavi pijamalarını giyer, yatağa oturur ve gözlerini kocaman açardı.
“Ya ben uyurken çok ilginç bir şey olursa?” diye sorardı. “Ya ay yere yaklaşırsa? Ya ateşböcekleri yarış yaparsa?”

Bir gece uyumamaya karar verdi. Annesi lambayı kısınca gözlerini kapatmış gibi yaptı. Ev sessizleşince usulca doğruldu ve pencereden dışarı baktı. Ay, ağaçların üzerinde yuvarlak bir fener gibi duruyordu. Güveler uçuyor, uzakta bir baykuş ötüyordu.
Puki önce çok eğlendi. Fakat zaman geçtikçe göz kapakları ağırlaştı. Yine de “Biraz daha,” dedi. Bir çiy damlasını bile uzun uzun seyretti. Sonunda sabaha karşı uyuyakaldı.
Güneş doğduğunda arkadaşları Sisi ve Fındık kapıyı çaldı. O gün dere kenarında kahvaltı yapacaklardı. Puki yataktan fırladı ama ayakları sanki pamuktan yapılmış gibiydi. Dişlerini fırçalarken iki kez esnedi, çantasına kaşık yerine tarak koydu.
Yolda herkes neşeyle koşarken Puki geride kaldı. Dereye vardıklarında arkadaşları taş sektirdi, yapraklardan küçük tekneler yaptı. Puki ise bir kütüğün üzerinde gözlerini açık tutmaya çalıştı.
Yaşlı kaplumbağa Numa yanına geldi. “Geceyi kaçırmamak için uykuyu kaçırmışsın galiba,” dedi. Puki mahcupça başını eğdi.
Numa gülümsedi. “Orman gece de yaşar, gündüz de. Hepsini aynı anda görmek mümkün değil. Dinlenmezsen gördüklerinden keyif alamazsın.”
Puki o gün eve erken döndü. Akşam olduğunda annesi pijamalarını hazırladı. Puki bu kez yatağa isteyerek girdi. Pencereden aya son bir kez baktı. “Siz geceye devam edin,” dedi güvelere. “Ben yarınki macerama hazırlanacağım.”
Sabah gözlerini açtığında kendini hafif ve güçlü hissediyordu. Dereye ilk ulaşan o oldu. O günden sonra Puki gecenin güzelliğini sevdi ama uykunun da yeni günleri güzelleştiren sessiz bir dost olduğunu hiç unutmadı.