Masal Oku | Keloğlan Masalı Oku | Keloğlan ve Zürafa Savana
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlardaki bir köyde Keloğlan yaşarmış. Keloğlan fakirmiş ama akıllı, yardımsever ve cesur bir delikanlıymış.
Bir gün köy meydanına gelen yaşlı bir gezgin ilginç bir haber vermiş.
— Uzaklarda, Altın Yapraklı Savana adında büyülü bir yer var. Orada Savana adında uzun boylu, iyi kalpli bir zürafa yaşar. Ama son günlerde büyük bir derdi varmış.
Keloğlan merak etmiş.
— Birinin yardıma ihtiyacı varsa gitmeliyim, demiş.
Annesinden izin almış, heybesini hazırlamış ve yola koyulmuş.
Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş.
Günler sonra Altın Yapraklı Savana’ya ulaşmış.
Gerçekten de orası çok güzelmiş.
Ağaçlar gökyüzüne uzanıyor, rengârenk kuşlar şarkılar söylüyormuş.
Tam o sırada gölgeler arasında çok uzun bir boyun belirmiş.
Bu, Zürafa Savana’ymış.
— Merhaba, demiş Keloğlan.
— Merhaba küçük dostum, diye cevap vermiş Savana.
Keloğlan zürafanın üzgün olduğunu fark etmiş.
— Neden mutsuzsun?
Savana içini çekmiş.
— Boynum yüzünden herkes benden yardım istiyor. Meyve topluyorum, yuva kurtarıyorum, dallara takılan şeyleri indiriyorum. Yardım etmeyi seviyorum ama artık kimse benim de yorulabileceğimi düşünmüyor.
Keloğlan başını sallamış.
— Demek sorun yardım etmek değil, herkesin bunu görev sanması.
Savana şaşkınlıkla ona bakmış.
— Evet! Tam olarak öyle.
O sırada savanadaki hayvanlar koşarak gelmiş.
— Savana! Şu meyveleri toplar mısın?
— Savana! Uçurtmam ağaca takıldı!
— Savana! Şu dala bakar mısın?
Zürafa yine yardım etmiş.
Fakat akşama kadar çok yorulmuş.
Ertesi gün Keloğlan bir plan yapmış.
Meydana büyük bir tabela asmış.
Tabelada şöyle yazıyormuş:
“Yardım istemeden önce kendi çözümünü dene.”
Hayvanlar önce bu kurala şaşırmış.
Maymun Moko, ağaca takılan muzları almak için başka maymunlarla iş birliği yapmış.
Sincaplar merdiven benzeri dallar hazırlamış.
Zebralar uzun sopalar kullanmış.
Birçok iş, Savana’ya ihtiyaç duyulmadan çözülmüş.
Hayvanlar kendi yeteneklerini keşfetmeye başlamış.
Fakat birkaç gün sonra başka bir sorun ortaya çıkmış.
Şiddetli bir fırtına çıkmış.
Rüzgâr öyle kuvvetli esmiş ki yaşlı Baobab Ağacı’nın en üstündeki kartal yuvası sallanmaya başlamış.
Yuvada üç yavru kartal varmış.
Hayvanlar ne yapacaklarını bilememiş.
Ağacın tepesi çok yüksekmiş.
Bu kez herkes Savana’ya bakmış.
Ama kimse ona emir vermemiş.
Maymun Moko öne çıkmış.
— Yardım eder misin?
demiş nazikçe.
Savana gülümsemiş.
— Elbette ederim.
Keloğlan da planını anlatmış.
Maymunlar ip taşımış.
Zebralar destek olmuş.
Sincaplar düğümleri hazırlamış.
Savana uzun boynuyla yuvaya ulaşmış.
Herkes birlikte çalışınca yavru kartallar güvenli bir yere indirilmiş.
Fırtına geçtikten sonra bütün hayvanlar meydanda toplanmış.
Yaşlı kartal konuşmuş:
— Bugün önemli bir şey öğrendik. Yardım istemek güzeldir ama başkalarının emeklerine saygı göstermek daha da güzeldir.
Maymun Moko da başını sallamış.
— Ayrıca herkesin bir yeteneği var. İşleri hep aynı kişiye bırakmamalıyız.
Savana ilk kez uzun zamandır bu kadar mutlu hissetmiş.
Çünkü artık sadece yardım eden biri değil, değer verilen bir dostmuş.
Keloğlan ise gülümsemiş.
— Gerçek dostluk, yalnızca yardım almak değil; birbirini anlamaktır.
O günden sonra savanada yaşayan hayvanlar daha paylaşımcı olmuşlar.
Kimse başkasının iyiliğini zorunlu görev gibi görmemiş.
Ve Zürafa Savana ile Keloğlan’ın dostluğu yıllarca dilden dile anlatılmış.
Gökten üç altın yaprak düşmüş; biri emek verenlere, biri teşekkür etmeyi bilenlere, biri de dostlarının değerini anlayanlara.
Kıssadan hisse: Birinin iyi kalpli olması, onun sürekli yük taşıması gerektiği anlamına gelmez. Başkalarının emeğine değer vermek gerçek dostluğun temelidir.