Dijital Detoks Yapan Bilge Kaplumbağa
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken; yemyeşil ağaçların göğe uzandığı, kuşların şarkılar söylediği Sevgi Ormanı diye bir yer varmış.
Bu ormanda tavşanlar, sincaplar, kirpiler, geyikler ve türlü türlü hayvanlar yaşarmış. Eskiden günlerini oyun oynayarak, sohbet ederek ve birlikte maceralara atılarak geçirirlermiş. Fakat zamanla işler değişmiş.
Ormanın ortasına kurulmuş parıltılı ekranlar gelmiş.
Bu ekranlar öyle ilginçmiş ki herkes onlara bakmaya başlamış. Tavşan Zıpzıp havuç toplamayı unutmuş. Sincap Fındıkçı meşe palamutlarını saklamayı aksatmış. Kirpi Pofuduk ise arkadaşlarıyla konuşmak yerine bütün gün ekran başında oturur olmuş.
Hayvanlar fark etmeden birbirlerinden uzaklaşmışlar.
Ormanda yaşayan en yaşlı canlı ise Kaplumbağa Tospik’miş. Tospik yavaş yürürmüş ama çok düşünürmüş. Gördüğü her olaydan ders çıkarırmış.
Bir gün göl kenarında durmuş ve etrafına bakmış.
‒ Ne garip, demiş. Orman eskisinden daha sessiz.
Gerçekten de öyleymiş. Ne kahkahalar duyuluyormuş ne de oyun sesleri.
Tospik bunu araştırmaya karar vermiş.
Yavaş yavaş ilerleyerek hayvanları ziyaret etmiş. Gittiği her yerde aynı manzarayla karşılaşmış. Herkes gözünü ekranlara dikmiş.
Akşam olunca büyük çınar ağacının altında bir toplantı düzenlemiş.
‒ Sevgili dostlarım, demiş. Sizce son zamanlarda neden bu kadar mutsuz görünüyorsunuz?
Hayvanlar birbirlerine bakmışlar.
‒ Mutsuz değiliz ki, demiş Tavşan Zıpzıp.
‒ Evet, çok eğleniyoruz, demiş Sincap Fındıkçı.
Fakat bunu söylerken bile yüzleri yorgunmuş.
Bilge kaplumbağa hafifçe gülümsemiş.
‒ O halde size bir teklifim varmış, demiş. Yedi gün boyunca ekranlardan uzak duralım.
Bu söz üzerine ortalık karışmış.
‒ Yedi gün mü?
‒ Bu imkânsız!
‒ Çok sıkılırız!
‒ Yapamayız!
diye bağırmışlar.
Tospik sakinliğini bozmamış.
‒ Eğer başarabilirseniz, size unuttuğunuz bir hazineyi göstereceğim, demiş.
Hayvanlar meraklanmışlar.
Sonunda teklifi kabul etmişler.
Ertesi sabah dijital detoks başlamış.
İlk gün herkes çok zorlanmış.
Tavşan Zıpzıp sürekli ekranları düşünüyormuş. Sincap Fındıkçı ne yapacağını bilemiyormuş. Kirpi Pofuduk ise can sıkıntısından yuvarlanıp duruyormuş.
Akşam olunca Tospik onları yeniden toplamış.
‒ Bugün ne öğrendiniz? demiş.
‒ Hiçbir şey, demişler.
‒ Sadece sıkıldık.
Bilge kaplumbağa başını sallamış.
‒ Bazen öğrenmenin ilk adımı sıkılmaktır, demiş.
İkinci gün Tavşan Zıpzıp ormanda dolaşmaya çıkmış. Uzun zamandır fark etmediği rengârenk çiçekleri görmüş.
‒ Bunlar hep burada mıydı? diye şaşırmış.
Üçüncü gün Sincap Fındıkçı yaşlı meşe ağacına tırmanmış. Dalların arasında saklı bir kuş yuvası bulmuş. Yavruların cıvıltılarını dinlemiş.
‒ Ne güzel sesleri varmış, demiş.
Dördüncü gün Kirpi Pofuduk eski arkadaşlarını ziyaret etmiş. Saatlerce sohbet etmişler. Kahkahalar havada uçuşmuş.
Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler.
Günler birbirini kovalamış.
Beşinci gün geyikler koşu yarışları düzenlemiş.
Altıncı gün tavşanlar saklambaç oynamış.
Yedinci gün ise bütün orman eski günlerdeki gibi şenlenmiş.
Hayvanlar artık daha mutluymuş.
Yüzlerinde gerçek gülümsemeler varmış.
O akşam Tospik herkesi göl kenarına çağırmış.
‒ Söz verdiğim hazineyi göstermenin zamanı geldi, demiş.
Hayvanlar heyecanla etrafına toplanmışlar.
‒ Hazine nerede?
‒ Altın mı?
‒ Elmas mı?
diye sormuşlar.
Bilge kaplumbağa gölü işaret etmiş.
Ay ışığı suya vuruyor, yıldızlar pırıl pırıl parlıyormuş.
Rüzgâr yaprakları hafifçe sallıyormuş.
Kurbağalar şarkı söylüyor, ateş böcekleri dans ediyormuş.
Hayvanlar sessizce manzarayı izlemeye başlamışlar.
Dakikalar geçmiş.
Kimse konuşmamış.
Sonunda Tavşan Zıpzıp fısıldamış:
‒ Ne kadar güzelmiş.
Sincap Fındıkçı gözlerini gökyüzüne çevirmiş.
‒ Bu yıldızları ne zamandır görmüyordum.
Kirpi Pofuduk derin bir nefes almış.
‒ Kendimi çok huzurlu hissediyorum.
Tospik gülümsemiş.
‒ İşte hazine buymuş, demiş.
‒ Ama bu sadece göl ve yıldızlar, demiş bir yavru tavşan.
‒ Hayır, demiş Tospik. Hazine; dikkatiniz, zamanınız ve sevdiklerinizle geçirdiğiniz anlarmış. Siz onları ekranların içinde ararken aslında yanı başınızda duruyorlarmış.
Hayvanlar o an gerçeği anlamışlar.
Ekranların kötü olmadığını fakat her şeyin fazlasının zarar verdiğini öğrenmişler.
O günden sonra ormanda yeni bir kural başlamış.
Hayvanlar önce görevlerini yapıyor, sonra arkadaşlarıyla vakit geçiriyor, ardından gerektiği kadar ekran kullanıyorlarmış.
Böylece hem teknolojiden yararlanıyor hem de gerçek hayatın güzelliklerini kaçırmıyorlarmış.
Sevgi Ormanı yeniden neşeyle dolmuş.
Kuşlar daha güzel ötmüş, oyunlar daha eğlenceli olmuş, dostluklar daha da güçlenmiş.
Kaplumbağa Tospik ise göl kenarında oturup olanları izlerken mutlu mutlu gülümsemiş.
Gökten üç elma düşmüş; biri masalı anlatana, biri dinleyene, biri de zamanını değerli şeylere ayırmayı bilenlere.
Kıssadan hisse: Teknoloji faydalıdır; fakat gerçek mutluluk, doğayı, dostluğu ve zamanı bilinçli kullanmayı unutmadığımızda bulunur.