Kar Topu Oynamayı Öğrenen Ayı
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ulu çam ağaçlarının karla kaplandığı, çatıların beyaz örtülerle süslendiği güzel bir ormanda Boncuk adında minik bir ayı yaşarmış. Boncuk, kış mevsimini çok severmiş. Penceresinden yağan karı izlemek, kar tanelerini patisinin üzerinde yakalamaya çalışmak ve kardan küçük şekiller yapmak en sevdiği şeylermiş.
Bir sabah Boncuk erkenden uyanmış. Pencereden dışarı baktığında bütün ormanın bembeyaz olduğunu görmüş. Ağaçların dalları pamuk gibi karlarla dolmuş, bahçedeki çalıların üzerine minik kar tepeleri oluşmuş.
“Yaşasın! Bugün kar topu oynayacağım!” diye sevinçle bağırmış.
Kalın kazağını, atkısını, eldivenlerini ve kışlık botlarını giyip dışarı çıkmış. Bahçede arkadaşları Pofuduk Tavşan ile Minik Tilki onu bekliyormuş. İkisi de kardan küçük toplar yapıyor, birbirlerine doğru yuvarlayarak gülüşüyorlarmış.
Boncuk hemen onların yanına koşmuş.
“Ben de sizinle oynamak istiyorum!” demiş.
“Harika! Önce küçük bir kar topu yapalım.” diye cevap vermiş Pofuduk.
Boncuk ellerini karın içine daldırmış. Kardan bir avuç alıp sıkmaya başlamış. Fakat kar ya çok dağılıyormuş ya da Boncuk fazla bastırınca kocaman, sert bir parçaya dönüşüyormuş.
Bir türlü istediği gibi yuvarlak bir kar topu yapamıyormuş.
“Off! Ben neden kar topu yapamıyorum?” diye üzülmüş.
Minik Tilki gülümsemiş.
“Belki de karı biraz daha yavaş sıkmalısın. Çok bastırınca sertleşiyor, az bastırınca da dağılıyor.” demiş.
Boncuk yeniden denemiş. Bu kez karı avuçlarının arasında nazikçe yuvarlamış. Küçük, yuvarlak bir kar topu ortaya çıkmış.
“Başardım!” diye sevinmiş.
Fakat tam arkadaşlarına gösterecekken kar topu patilerinin arasından kayıp yere düşmüş ve iki parçaya ayrılmış.
Boncuk’un kulakları aşağıya doğru sarkmış.
“Ben bu oyunu öğrenemeyeceğim galiba.” demiş.
O sırada yanlarına Boncuk’un annesi gelmiş. Yavrusunun üzgün yüzünü görünce yanına çömelmiş.
“Bir şey öğrenirken hemen başarılı olmak zorunda değilsin, Boncuk. Bazen birkaç kez denemek gerekir. İstersen birlikte çalışalım.” demiş.
Boncuk annesinin sözleriyle yeniden cesaretlenmiş.
Annesi önce karın çok kuru olmadığını anlamak için avucuna biraz kar almış. Sonra karı hafifçe sıkıp küçük bir top yapmış.
“Bak, önce küçük bir miktarla başlayalım. Karı nazikçe birleştirelim. Sonra avuçlarımızın arasında yavaşça yuvarlayalım.” diye anlatmış.
Boncuk dikkatle izlemiş. Ardından kendi kar topunu yapmayı denemiş.
Bu kez kar topu dağılmamış!
Boncuk sevinçle zıplamış.
“Artık kar topu yapabiliyorum!”
Pofuduk Tavşan alkışlamış. Minik Tilki de kendi kar topunu havaya kaldırmış.
“Şimdi sıra kar topu oyununda!” demiş.
Arkadaşları bahçenin güvenli ve geniş bir bölümünde durmuşlar. Oyunun kuralını da birlikte belirlemişler: Kar topları yalnızca yere, boş alanlara ya da hedef olarak koydukları kardan yapılmış küçük tepeciklere atılacakmış. Kimsenin yüzüne veya başına kar topu atılmayacakmış.
İlk olarak Pofuduk Tavşan, kardan yapılmış küçük bir tepeciği hedef almış. Kar topunu atmış ama top tepeciğin yanından geçip yumuşacık kara düşmüş.
Herkes gülmüş.
Sonra Minik Tilki denemiş. Onun kar topu da hedefin biraz önüne düşmüş.
Sıra Boncuk’a gelmiş. Boncuk kar topunu iki patisinin arasında tutmuş. Biraz heyecanlanmış. Acaba hedefi tutturabilecek miydi?
Derin bir nefes almış, hedefe bakmış ve kar topunu yavaşça ileri doğru atmış.
Pof!
Kar topu tepeciğin tam yanına düşmüş.
“Çok yaklaştın!” diye bağırmış Pofuduk.
Boncuk tekrar denemiş. Bu kez biraz daha dikkatli nişan almış. Kar topu havada küçük bir yay çizerek ilerlemiş ve kardan tepeciğe çarpmış.
Pat!
Boncuk sevinçle ellerini çırpmış.
“Başardım! Hedefi vurdum!”
Arkadaşları da onu alkışlamış. Artık Boncuk yalnızca kar topu yapmayı değil, onu istediği yere doğru atmayı da öğreniyormuş.
Bir süre sonra Pofuduk, eğlenceli bir fikir ortaya atmış.
“Haydi, hep birlikte kardan küçük bir kale yapalım. Sonra kaleye kar toplarıyla hedef oyunu oynayalım!”
Üç arkadaş işe koyulmuş. Boncuk büyük kar parçalarını yuvarlamış, Pofuduk küçük kar toplarını hazırlamış, Minik Tilki de kalenin önüne birkaç küçük kar tepeciği yapmış.
Annesi de onlara yardım etmiş. Birlikte rengârenk bayraklarla süsledikleri minik bir kar kalesi ortaya çıkmış.
Boncuk kaleye bakıp gülümsemiş.
“Sabah kar topu yapamadığım için çok üzülmüştüm. Şimdi ise kendi kalemizi yaptık!”
Annesi yavrusuna sarılmış.
“Çünkü vazgeçmedin ve yardım istemekten çekinmedin. Öğrenmek bazen denemek, bazen dinlenmek, bazen de birinden yardım almak demektir.” demiş.
Güneş yavaş yavaş ağaçların arkasına doğru inerken arkadaşlar son bir oyun daha oynamışlar. Bu kez herkes, kar topunu en yakındaki kardan hedefe ulaştırmaya çalışmış. Boncuk’un kar topu hedefe değince hep birlikte kahkahalar atmışlar.
Oyun bitince Boncuk eldivenlerini düzeltmiş, arkadaşlarıyla vedalaşmış ve annesiyle eve dönmüş. İçeride sıcacık sütünü içerken gün boyunca öğrendiklerini düşünmüş.
Artık kar topu yapamadığında hemen üzülmüyormuş. Çünkü her yeni denemenin ona bir şey öğretebileceğini anlamış.
Ertesi sabah pencereden dışarı baktığında yeniden kar yağdığını görmüş. Gülümseyerek atkısını takmış.
“Bugün de yeni bir şey öğrenebilirim!” demiş.
Gökten üç kar tanesi düşmüş: Biri sabırla öğrenen Boncuk’un burnuna, biri ona destek olan annesinin patisine, diğeri de arkadaşlarıyla paylaşmanın mutluluğunu keşfeden bütün miniklerin kalbine konmuş.
Masalın öğüdü: Yeni şeyler öğrenmek zaman alabilir. Sabırlı olmak, tekrar denemek ve arkadaşlarımızla yardımlaşmak, öğrenmeyi daha eğlenceli hâle getirir.