İçeriğe atla
⏱️ Kısa Masallar

Masal Oku | Kırık Vazoyu Saklayan Yavru Köpek BoBo’nun Masalı

8 dk okuma 28 Temmuz 2026 Masal Prensesi 🎂 4 Yaş 👁 35 okuma
Masal Oku | Kırık Vazoyu Saklayan Yavru Köpek BoBo’nun Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; deve tellal iken, pire berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Yeşil vadilerin eteklerinde, bahçesi rengarenk güllerle bezeli, çatısından tatlı bir duman tüten şirin mi şirin bir ahşap ev varmış. Bu evde, pamuk gibi beyaz saçlı, yufka yürekli Nermin Teyze ile onun canından çok sevdiği sevimli mi sevimli yavru köpeği Bobo yaşarmış. Bobo, altın sarısı tüyleri, kocaman siyah gözleri ve hiç durmadan sallanan kuyruğuyla mahallenin neşesiymiş.

Bobo çok sevimliymiş ama bir o kadar da hareketli ve sakarmış. Evin içinde bir o yana bir bu yana koşar, bulduğu her yumakla oynar, kendi kuyruğunu yakalamaya çalışırken halıları altüst edermiş. Nermin Teyze onun bu hallerine gülümser, ‒ Aman benim güzel yavrum, biraz daha dikkatli ol, evdeki eşyalar çok eski ve kıymetlidir, diyerek onu her seferinde şefkatle uyarırmış. Bobo ise her defasında havlayarak “Tamam” der gibi yapar, ama iki dakika sonra yine yaramazlığa başlarmış.

Evin başköşesinde, ceviz ağacından yapılmış antika bir konsol dururmuş. Bu konsolun üzerinde ise Nermin Teyze’nin gözü gibi baktığı, ona büyükannesinden miras kalan, üzerinde mavi güllerin açtığı porselen bir vazo varmış. Bu vazo sadece bir süs eşyası değil, Nermin Teyze’nin çocukluk anılarını saklayan çok değerli bir hatıraymış. Nermin Teyze her sabah bu vazonun tozunu alır, içine bahçeden topladığı taze papatyaları koyarmış.

Günlerden bir gün, güneş gökyüzünde altın bir tepsi gibi parlarken, Nermin Teyze komşusuna bir fincan kahve içmeye gitmiş. Bobo ise salondaki yumuşak minderin üzerinde mayışmış, tatlı bir öğle uykusuna dalmak üzereymiş. Tam o sırada, açık duran pencereden içeriye, kanatları ebruli desenlerle süslü, devasa bir kelebek süzülmüş. Kelebek bir o yana uçmuş, bir bu yana konmuş, en sonunda gelip mavi güllü vazonun hemen yanındaki duvara yerleşmiş.

Bobo’nun uykulu gözleri kelebeği görünce hemen açılmış. İçindeki oyunbaz dürtüye engel olamamış. “Şu kanatlı oyuncakla biraz oynasam ne çıkar ki?” diye düşünmüş kendi kendine. Yavaşça yerinden doğrulmuş, patilerinin ucuna basa basa konsola doğru yaklaşmış. Kelebek pırpır ederek havalanmış, konsolun üzerinde dönmeye başlamış. Bobo da onun peşinden gitmiş, arka patilerinin üzerinde doğrulup ön patileriyle kelebeği yakalamaya çalışmış.

İşte tam o anda, ne olduğunu anlayamadan, arka patisi halının kenarına takılmış. Bobo dengesini kaybetmiş ve büyük bir gürültüyle konsola çarpmış. Konsol sallanmış, üzerindeki o eşsiz mavi güllü vazo önce sağa yalpalamış, sonra sola eğilmiş ve en sonunda büyük bir gürültüyle parkenin üzerine düşmüş. “Şangır!” diye bir ses yankılanmış odada. Vazo, onlarca küçük parçaya ayrılarak etrafa saçılmış.

Bobo, duyduğu sesle irkilmiş, korkudan kulaklarını arkaya yatırıp kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırmış. Kalbi adeta bir davul gibi güm güm vuruyormuş. Kırık parçalara bakmış, sonra Nermin Teyze’nin “Bu vazo benim en değerli hatıramdır,” deyişini hatırlamış. İçini büyük bir pişmanlık ve korku kaplamış. “Nermin Teyze beni artık sevmeyecek, beni bu evden kovacak,” diye düşünmüş ve gözlerinden yaşlar süzülmüş.

Ne yapacağını bilemeyen yavru köpek, çareyi hatasını saklamakta bulmuş. Hızla işe koyulmuş. Ağzıyla en büyük parçaları tek tek toplamış, salonun en karanlık köşesinde duran kadife koltuğun altına taşımış. Ardından küçük parçaları da patileriyle sürükleyerek halının altına gizlemiş. Geriye kalan ince tozları ise burnuyla üfleyerek saklamaya çalışmış. İşini bitirdiğinde nefes nefese kalmış, ama kalbindeki o ağır yük bir türlü hafiflememiş.

Gün geçmiş, zaman akmış; Bobo’nun yüreğindeki sızı hiç dinmemiş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş ama kendi içindeki o büyük suçluluk duygusundan bir türlü kaçamamış. Akşamüstü olduğunda Nermin Teyze kapıdan içeri girmiş. Bobo onu her zamanki gibi kapıda neşeyle karşılayamamış. Koltuğun arkasına saklanmış, sadece gözlerini dışarıya uzatmış. Nermin Teyze, ‒ Bobo, güzel oğlum, neredesin? diye seslenmiş ama ses gelmeyince şaşırmış. Salona adım attığında gözü hemen boş kalan konsola takılmış. Mavi güllü vazo yerinde yokmuş!

Nermin Teyze’nin yüzündeki neşe bir anda kaybolmuş. ‒ Aman Allah’ım, vazom nerede? diyerek etrafa bakmaya başlamış. Evin her köşesini aramış, mutfağa bakmış, yatak odasına bakmış ama vazoyu bulamamış. O ararken, Bobo koltuğun arkasında büzüşmüş, tir tir titriyormuş. Nermin Teyze, Bobo’nun bu halini fark etmiş. Yanına gelip eğilmiş, ‒ Bobo, neyin var güzel oğlum? Hasta mısın yoksa? diyerek başını okşamak istemiş. Ancak Bobo başını öteye çevirmiş, suçluluk duygusu yüzünden sahibinin yüzüne bile bakamamış.

O gece evde çıt çıkmamış. Nermin Teyze vazosunu kaybetmenin üzüntüsüyle sessizce oturmuş, Bobo ise mama kabına hiç dokunmamış. Karnı zil çalmasına rağmen, boğazından tek bir lokma bile geçmiyormuş. Çünkü yalan söylemek ve bir sırrı saklamak, sırtında kocaman bir taş taşımaktan daha zormuş. Gece boyunca rüyasında kırık vazonun parçalarının peşinden koşmuş durmuş.

Sabahın ilk ışıkları odayı aydınlattığında, Bobo daha fazla dayanamayacağını anlamış. “Hatamı saklamak, onu yapmaktan daha büyük bir hata,” diye düşünmüş. Cesaretini toplamış, yavaşça koltuğun altına süzülmüş. Oradaki en büyük vazo parçasını ağzına almış. Adımlarını yavaşça atarak, mutfakta çay demleyen Nermin Teyze’nin yanına gitmiş.

Nermin Teyze’nin ayaklarının dibine çökmüş, ağzındaki porselen parçasını yavaşça yere bırakmış. Sonra da mahzun gözlerle Nermin Teyze’ye bakıp kısık bir sesle sızlanmış. Nermin Teyze yerdeki parçayı görünce durumu hemen anlamış. Gözleri dolmuş ama Bobo’ya kızmamış. Yere diz çökmüş, yavru köpeği şefkatle kucağına almış.

‒ Demek vazoyu sen kırdın ve benden korktuğun için sakladın, demiş yumuşak bir sesle. ‒ Vazonun kırılması beni çok üzdü Bobo, ama senin benden gerçeği saklaman ve bu korkuyla acı çekmen beni çok daha fazla üzdü. Eşyalar kırılabilir, yerine yenisi konabilir ama kaybettiğimiz güveni geri kazanmak çok zordur. Bana dürüst olduğun için teşekkür ederim.

Birlikte koltuğun altındaki ve halının altındaki tüm parçaları toplamışlar. Nermin Teyze güçlü bir yapıştırıcı getirmiş. Bobo patisiyle parçaları tutmuş, Nermin Teyze de onları tek tek birleştirmiş. Vazo eskisi gibi pürüzsüz olmamış, üzerinde altın sarısı çatlak izleri kalmış. Ama bu izler, onlara dürüstlüğün ve sevginin değerini hatırlatan en güzel süs olmuş. O günden sonra Bobo evde daha dikkatli oynamış ve ne olursa olsun asla yalan söylememiş.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş; biri dürüstlükten asla vazgeçmeyenlerin başına, biri hatalarını kabul edecek kadar cesur olanların üzerine, biri de bu güzel masalı can kulağıyla dinleyen tüm çocukların kalbine…