Kaplumbağa Tuli’nin Yarım Kalan Kumdan Kalesi
Tuli, her dalgada yıkılan kumdan kalesini yeniden kurarken sabırlı olmayı öğrenir.
Tuli adında küçük bir deniz kaplumbağası, sakin bir koyda yaşardı. Kıyıya çıktığında en sevdiği şey kumlarla şekiller yapmaktı. Bir sabah büyük bir kumdan kale yapmaya karar verdi.
Önce geniş bir tepe yaptı. Sonra dört küçük kule ekledi. Tam kapısını şekillendirirken denizden gelen bir dalga kalenin ön kısmını yıktı. Tuli bir an donup kaldı.
“Bunca emeğim boşa gitti,” diye söylendi. Kabuğuna çekilip gitmek istedi. O sırada kıyıda yürüyen yengeç Pati yanına geldi. “Kalen güzelmiş,” dedi. Tuli, “Güzeldi. Şimdi yarısı yok,” diye cevap verdi.
Pati kumu inceledi. “Belki biraz fazla yakına yapmışsın. Dalgaların ulaştığı çizgiyi gözlemleyelim.”
Birlikte birkaç dakika dalgaları izlediler. Dalgaların en fazla nereye ulaştığını işaretlediler. Tuli yeni kaleyi biraz daha geride kurmaya başladı. Bu kez kum çok kuruydu ve kuleler dağılıyordu.
Tuli yeniden sinirlendi. Pati küçük kovayla biraz nemli kum getirdi. “Her denemede başka bir şey öğreniyoruz,” dedi.
Tuli nemli kumu kullanınca kuleler daha sağlam oldu. Fakat üçüncü kuleyi yaparken eli kaydı ve duvar çöktü. Bu kez Tuli derin bir nefes aldı. “Tamam,” dedi. “Sadece bu bölümü yeniden yapacağım.”
Öğleden sonra güneş alçalmaya başladığında kale bitmişti. Dört kulesi, küçük bir avlusu ve denize bakan kabuklardan yapılmış kapısı vardı. En güzeli ise Tuli’nin ilk denemeden çok daha iyi bir kale yapmış olmasıydı.
Akşam gelen dalgalar kaleye ulaşmadı. Tuli gururla baktı. “Demek sabır beklemek değilmiş,” dedi. “Tekrar denemeyi bırakmamakmış.”
Ertesi gün kıyıya gelen küçük kaplumbağalar Tuli’nin kalesini gördü. Tuli onlara nasıl nemli kum seçileceğini ve dalga çizgisinin nasıl takip edildiğini gösterdi. Böylece yarım kalan kale, sonunda başkalarına da bir şey öğreten güzel bir oyuna dönüştü.