Gıdıklanan Zürafa Savana ve Karınca Nara
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, güneşin altın gibi parladığı geniş bir savanada türlü türlü hayvan yaşarmış. Bu hayvanların arasında, uzun boyuyla bulutlara selam veren genç bir zürafa varmış. Adı Savana’ymış.
Savana çok neşeli bir zürafaymış. Her şeye güler, her şeyi eğlenceye çevirirmiş. Özellikle de gıdıklanmaya dayanamazmış. Boynuna konan bir kelebek, kulağını okşayan bir yaprak ya da burnuna değen bir ot bile onu kahkahalara boğarmış.
Bir gün Savana, büyük akasya ağacının altında dinlenirken minicik bir karınca yanına gelmiş. Bu karıncanın adı Nara’ymış.
Nara çalışkanlığıyla tanınırmış. Sabah erkenden kalkar, yiyecek toplar, yuvasını düzenler ve arkadaşlarına yardım edermiş.
Karınca Nara, zürafanın ayağına tırmanmaya başlamış.
Savana bunu fark etmeyince Nara yukarı doğru yürümüş. Bir süre sonra zürafanın dizine ulaşmış.
Tam o sırada Savana hafifçe irkilmiş.
— Hihihi! Bu da ne? diye gülmüş.
Nara yürümeye devam etmiş.
— Hahahaha! Dur! Çok gıdıklanıyorum! diye bağırmış Savana.
Ama Nara işine odaklandığı için onu duymamış.
Karınca biraz daha yukarı çıkınca Savana kahkahadan yere oturmuş.
— Lütfen dur! Karnım ağrımaya başladı! demiş.
Nara sonunda durmuş.
— Özür dilerim Savana. Sana zarar vermek istemedim, demiş.
Savana hâlâ gülüyormuş.
— Sorun değil. Ama sen çok komik bir karıncasın!
Nara gülümsemiş ve yoluna devam etmiş.
Ertesi gün Savana bu olayı arkadaşlarına anlatmış.
Maymun Moko, Zebra Lira ve Ceylan Titi kahkahalarla gülmüşler.
— Bir karınca seni yere mi oturttu?
— Buna inanamıyorum!
— Sen gerçekten çok hassassın!
demişler.
Savana da onlarla birlikte gülmüş.
Fakat zaman geçtikçe Savana bu olayı bir şakaya dönüştürmeye başlamış.
Ne zaman Nara’yı görse:
— Aman dikkat edin! Dünyanın en güçlü karıncası geliyor! dermiş.
Diğer hayvanlar da gülermiş.
Başlarda Nara buna aldırmamış.
Ama günler geçtikçe üzülmeye başlamış.
Çünkü kimse onun çalışkanlığını konuşmuyor, herkes yalnızca Savana’nın şakalarına gülüyormuş.
Bir akşam Nara yuvasına dönerken yaşlı baykuş Bilgo onu görmüş.
— Neden üzgünsün küçük dostum? diye sormuş.
Nara içini çekmiş.
— Ben kimseyle kavga etmek istemiyorum. Ama herkes benimle alay ediyor.
Bilgo başını sallamış.
— Bazen insanlar güldükleri şeyin başkasını üzdüğünü fark etmezler, demiş.
Ertesi gün savanada büyük bir rüzgâr çıkmış.
Gökyüzü kararırken hayvanlar yuvalarına kaçışmış.
Fırtına saatlerce sürmüş.
Sabah olduğunda ortalık darmadağınmış.
Ağaç dalları kırılmış, çalılar devrilmiş, yollar kapanmış.
En büyük sorun ise akasya ağacının yanında ortaya çıkmış.
Şiddetli rüzgâr, ağacın köklerinin arasındaki toprağı açmış ve büyük bir çukur oluşturmuş.
Savana yürürken bunu fark etmemiş.
Bir anda ayağı kaymış ve çukurun içine sıkışmış.
Ne kadar uğraşsa da çıkamamış.
— Yardım edin! diye bağırmış.
Maymun Moko denemiş.
Başaramamış.
Zebra Lira çekmeye çalışmış.
Olmamış.
Ceylan Titi yardım istemek için koşmuş.
Saatler geçmiş.
Savana korkmaya başlamış.
Tam o sırada küçük bir ses duyulmuş.
— Belki ben yardım edebilirim.
Bu ses Karınca Nara’nın sesiymiş.
Bazı hayvanlar şaşırmış.
— Sen mi?
— Bu kadar büyük bir zürafaya nasıl yardım edeceksin?
demişler.
Nara sakin bir şekilde konuşmuş.
— Tek başıma değil.
Sonra çevresine dönmüş ve yüksek sesle bağırmış:
— Karınca kolonisi! Göreve!
Bir anda yüzlerce, ardından binlerce karınca ortaya çıkmış.
Karıncalar çukurun çevresinde çalışmaya başlamış.
Küçük taşları taşımışlar.
Toprak yığmışlar.
Dar yerleri doldurmuşlar.
Saatler boyunca hiç durmadan çalışmışlar.
Sonunda çukurun kenarında sağlam bir yol oluşmuş.
Savana dikkatlice ayağını uzatmış.
Bir adım…
Sonra bir adım daha…
Ve sonunda çukurdan çıkmayı başarmış.
Bütün hayvanlar sevinçle alkışlamış.
Savana ise utanarak Nara’ya bakmış.
— Ben seninle alay ettim. Oysa bugün bana yardım eden kişi sen oldun.
Nara gülümsemiş.
— Hepimizin farklı güçleri vardır, demiş. Sen uzun boyun sayesinde uzakları görürsün. Ben ise küçük olduğum için dar yerlere ulaşabilirim.
Yaşlı baykuş Bilgo da ağacın dalından seslenmiş:
— Gerçek güç, büyüklükte değil; faydalı olabilmektedir.
Savana başını eğmiş.
— Özür dilerim Nara. Seni küçümsedim.
— Özrünü kabul ediyorum, demiş Nara.
O günden sonra Savana bir daha kimseyle alay etmemiş.
Nara’nın çalışkanlığını herkese anlatmış.
Hayvanlar da küçük ya da büyük fark etmeksizin herkesin değerli olduğunu öğrenmişler.
Ve savanada yaşayanlar, birinin boyuna, gücüne ya da görünüşüne bakmadan önce onun kalbine ve emeğine değer vermeyi alışkanlık hâline getirmişler.
Gökten üç elma düşmüş; biri dostluğu koruyanlara, biri başkalarına saygı gösterenlere, biri de kimseyi küçümsemeden yaşayanlara.
Kıssadan hisse: Birinin küçük görünmesi, önemsiz olduğu anlamına gelmez. Her canlının kendine özgü bir gücü ve değeri vardır.