İçeriğe atla
🧸 Çocuk Hikayeleri

12 dans eden prenses masalı oku

5 dk okuma 20 Eylül 2026 Masal Prensesi 👁 15 okuma
12 dans eden prenses masalı oku

On iki prenses, sarayın en eski salonunda yalnızca ay ışığı vurduğunda görünen gizemli bir dans desenini keşfeder.

Gümüştepe Krallığı’nda yan yana dizilmiş on iki kule vardı. Her kulede bir prenses yaşardı. Prenseslerin hepsi kardeşti ama hiçbirinin huyu diğerine benzemezdi. En büyükleri Ela sakin ve planlıydı. Nehir her şeye merakla yaklaşırdı. Mina hızlı karar verir, Vera ise karar vermeden önce uzun uzun düşünürdü. Diğer kardeşler de kimi neşeli, kimi sessiz, kimi cesur, kimi çekingen farklı karakterlere sahipti.

Sarayda her yıl Sonbahar Ayı Balosu düzenlenirdi. Bu balonun en önemli geleneği, on iki prensesin birlikte yaptığı açılış dansıydı. Kraliçe, kızlarına haftalar öncesinden hazırlanmalarını söylemişti.

İlk prova başladığında sorun hemen ortaya çıktı. Ela herkesin aynı anda dönmesini istiyor, Mina müziği hızlandırıyor, Nehir yeni hareketler eklemeye çalışıyor, Vera ise yanlış yapmamak için neredeyse hiç kıpırdamıyordu. Birkaç dakika içinde dansın düzeni tamamen bozuldu.

“Herkes beni takip etsin,” dedi Ela.

“Ama sen çok yavaşsın,” diye karşı çıktı Mina.

“Dansın daha eğlenceli olması gerekmez mi?” dedi Nehir.

Prensesler tartışmaya başlayınca sarayın yaşlı müzik öğretmeni Loran provasını durdurdu. “Aynı aileden olmanız, aynı ritimde düşündüğünüz anlamına gelmez,” dedi. “Belki önce birbirinizin ritmini duymanız gerekir.”

O gece prenseslerin hiçbiri provadan memnun değildi. Gece yarısına doğru Ela koridorda yürürken sarayın yıllardır kullanılmayan batı kanadından ince bir melodi duydu. Sesi takip etti. Diğer kardeşler de odalarından çıkmıştı.

Melodi onları eski bir salona götürdü. Kapı yıllardır kapalıydı ama o gece aralıktı. İçeri girdiklerinde salonun zemininde hiçbir desen görünmüyordu. Tam o sırada bulutların arasından ay çıktı ve büyük pencerelerden içeri gümüş renkli ışık döküldü.

Ay ışığı taş zemine vurunca on iki farklı daire belirdi.

Her dairenin içinde farklı bir işaret vardı: yaprak, yıldız, dalga, kuş, çiçek, güneş, ay, damla, bulut, kelebek, anahtar ve küçük bir kalp.

“Bunlar bizim için olabilir mi?” diye sordu Vera.

Nehir hemen yaprak işaretine bastı. Zeminden hafif bir nota yükseldi. Mina yıldızın üzerine çıktı; başka bir ses duyuldu. Prensesler sırayla farklı işaretlere basınca salonun içinde küçük bir melodi oluşmaya başladı.

Fakat herkes istediği gibi hareket edince sesler birbirine karıştı.

Ela tam “Sıraya girelim,” diyecekti ki en küçük kardeş Lale elini kaldırdı. “Belki birbirimizi izlemek yerine dinlemeliyiz.”

Bu kez yalnızca bir prenses hareket etti. Nehir yaprak işaretinden dalgaya geçti. İki yumuşak nota duyuldu. Sonra Mina onun ritmine uygun biçimde yıldızdan güneşe geçti. Vera da acele etmeden kendi adımını ekledi.

Prensesler ilk kez kimin önde olduğuna değil, bir önceki sesin nasıl bittiğine dikkat ediyordu.

Bir süre sonra odada şaşırtıcı derecede güzel bir müzik oluştu. Her birinin adımı farklıydı ama hepsi birbirine uyuyordu.

Ertesi sabah Loran’a eski salonu anlattılar. Öğretmen gülümsedi. “O salonun varlığını biliyordum ama size yolunu göstermek istemedim. Bazı şeylerin söylenmesi değil, bulunması gerekir.”

Prensesler yeni açılış dansını kendi ritimlerine göre hazırlamaya karar verdi. Ela düzeni kurdu ama herkese yer bıraktı. Mina hızlı hareketlerini daha sakin adımların arasına yerleştirdi. Vera tek başına dönmekten korkuyordu ama kardeşleri onun temposunu bekledi. Nehir ise yeni hareketler eklediğinde önce diğerlerine gösterdi.

Balo gecesi sarayın büyük salonu konuklarla doldu. Müzik başladığında on iki prenses aynı hareketleri tekrarlamak yerine birbirini tamamlayan farklı adımlar attı. Biri dönerken diğeri bekliyor, biri ileri çıkarken bir başkası ona yol açıyordu.

Dans bittiğinde salon alkışlarla doldu.

Kraliçe kızlarına, “Nasıl böyle uyumlu oldunuz?” diye sordu.

Ela kardeşlerine baktı. “Aynı olmaya çalışmayı bıraktık.”

Lale ekledi: “Birbirimizi dinlemeye başladık.”

O günden sonra Gümüştepe Krallığı’nda açılış dansının adımları her yıl değişti. Çünkü on iki prenses büyüdükçe ritimleri de değişiyordu. Fakat değişmeyen tek şey vardı: Hiçbiri artık uyumun herkesin aynı olması anlamına geldiğini düşünmüyordu.