İçeriğe atla
🧸 Çocuk Hikayeleri

Yalan söylediğinde burnu uzayan Pinokyo masalı oku

5 dk okuma 21 Eylül 2026 Masal Prensesi 👁 36 okuma
Yalan söylediğinde burnu uzayan Pinokyo masalı oku

Pinokyo, kasaba pazarındaki yarışmada kazanmadığı bir başarıyı kendisine aitmiş gibi anlatınca yalanın yalnızca burnunu değil, arkadaşlarıyla arasındaki güveni de değiştirdiğini fark eder.

Her yaz kasabanın büyük meydanında El Emeği Pazarı kurulurdu. Fırıncılar ekmeklerini, marangozlar küçük oyuncaklarını, terziler işlemelerini sergilerdi. Çocuklar için de ayrı bir yarışma düzenlenirdi. Her çocuk kendi yaptığı bir şeyi getirir, jüri en yaratıcı çalışmaya küçük bir bronz madalya verirdi.

Pinokyo yarışmaya tahta bir kuş yapmaya karar verdi. Gepetto ona birkaç düzgün tahta parçası verdi ama kuşu kendisinin yapmasını istedi. Pinokyo ilk gün çok hevesliydi. Gövdeyi oydu, kanatları kesti. Fakat iş düşündüğünden daha zordu. Bir kanat diğerinden büyük oldu. Kuyruk eğri çıktı.

“Bunu düzeltmek çok uzun sürecek,” diye söylendi.

Yan komşunun kızı Elif ise yarışma için küçük bir rüzgâr değirmeni yapıyordu. İnce çıtaları tek tek ölçüyor, kanatların dönmesi için ortadaki çiviyi dikkatle yerleştiriyordu. Pinokyo her geçtiğinde değirmen biraz daha güzel görünüyordu.

Yarışma günü geldi. Pinokyo tahta kuşunu masaya koydu. Elif de rüzgâr değirmenini getirdi. Jüri bütün eserleri inceledi. Sonunda bronz madalyayı Elif kazandı.

Pinokyo arkadaşını alkışladı ama içinde küçük bir kıskançlık hissetti.

Öğleden sonra kasabanın çocukları ona yarışmayı sordu.

“Nasıl geçti?” dedi biri.

Pinokyo bir an durdu. Elif başka bir stantta annesine yardım ediyordu. Kimse gerçeği bilmiyordu.

“Ben de madalya aldım,” dedi.

Burnu hemen biraz uzadı.

Çocuklar heyecanlandı. “Gerçekten mi? Nerede?”

Pinokyo paniğe kapıldı. “Gepetto sakladı. Çok değerli olduğu için eve götürdü.”

Burnu bir parmak daha uzadı.

Bir çocuk, “Hangi eserle kazandın?” diye sordu.

“Kuşumla. Jüri şimdiye kadar gördükleri en iyi tahta kuş olduğunu söyledi.”

Burnu uzayıp önündeki limonata bardağına çarptı.

Pinokyo konuşmayı bırakıp uzaklaştı. Fakat söylenti meydanda hızla yayıldı. Akşam olduğunda birkaç kişi Gepetto’yu tebrik etmeye geldi.

Gepetto şaşırdı. “Hangi madalya?”

Pinokyo sessizce atölyenin arka tarafına kaçtı.

O gece burnu o kadar uzundu ki yatağında sağa sola dönemiyordu. Pencereden dışarı bakarken Elif’in evinin ışığını gördü. Masasında madalyasını değil, yeni bir değirmen kanadını tamir ediyordu.

Pinokyo düşündü. Elif bütün hafta çalışmış, defalarca hata yapmış, sonra düzeltmişti. Kendisi ise yarım bıraktığı kuşuyla gurur duymak yerine başkasının başarısını kendi başarısı gibi anlatmıştı.

Ertesi sabah meydana gitti. Pazarın son günüydü. Çocukların bir kısmı yine oradaydı.

Pinokyo yüksekçe bir kasanın üzerine çıktı.

“Size bir şey söylemem gerekiyor,” dedi. “Dün yalan söyledim. Madalyayı ben kazanmadım. Elif kazandı. Ben sadece kazanmış gibi anlattım.”

Burnu biraz kısaldı.

“Kuşum da jüri tarafından en iyi seçilmedi. Hatta tam bitiremedim.”

Burnu yeniden kısaldı.

Elif kalabalığın arasından çıktı. Pinokyo ona döndü.

“Senin yaptığını kıskandım. Özür dilerim.”

Elif bir süre sustu. Sonra, “Ben de ilk değirmeni yaparken bütün kanatları yanlış kestim,” dedi. “İstersen sana nasıl ölçtüğümü gösterebilirim.”

Pinokyo şaşırdı. Elif’in onunla dalga geçeceğini düşünmüştü.

O gün yarışma bitmişti ama Pinokyo tahta kuşunu yeniden yapmaya karar verdi. Gepetto ile atölyeye döndü. Eğri kanadı söktü, yeni bir parça kesti. Kuyruğu düzeltmek için saatlerce zımpara yaptı.

Bir hafta sonra kuş gerçekten güzel olmuştu. Madalyası yoktu ama Pinokyo onu eline aldığında ilk kez yaptığı işten gurur duydu.

Gepetto, “Bu kuş kaçıncı oldu?” diye sordu gülümseyerek.

Pinokyo kahkaha attı. “Hiçbirinci. Ama tamamen benim.”

Bir sonraki yıl El Emeği Pazarı yeniden kuruldu. Pinokyo bu kez dönen kanatları olan küçük bir tahta kuş yaptı. Yarışmada yine birinci olmadı. Üçüncü oldu.

Madalyasını boynuna takarken çok mutluydu. Çünkü bu kez insanlar onu tebrik ettiğinde burnu hiç uzamadı.

Pinokyo o gün şunu öğrendi: Başkasının başarısını kendi başarın gibi anlatmak birkaç dakika insanı önemli hissettirebilir. Fakat gerçek emekle kazanılan küçücük bir başarı, uydurulmuş en büyük madalyadan bile daha değerlidir.